Post11: File file patatesten tane tane Türkiye’ye.

Page 401 at Chelimsky, E. (2008).Improving the “fit” between evaluative independence and the political requirements of a democratic society. American Journal of Evaluation, 29(4), 400-415.

Page 401 at Chelimsky, E. (2008).Improving the “fit” between evaluative independence and the political requirements of a democratic society. American Journal of Evaluation, 29(4), 400-415. This is the structure of democracy in the United States. Founded almost an age ago, it is still functioning. With some problems. However, with the hope to improve it.


Bu yazıyı da Türkçe yazmaya karar verdim. Anadilim Türkçe olmasına rağmen hala Türkçe yazarken zorlanıyorum. Öz yazarsam kolay olur diye düşünüyorum. Çocukluğum 80’li yıllarda geçti. Tek televizyon TRT ile başlayan, sobalı evlerde devam eden, bayramların kışa denk geldiği bir çocukluktu. Aklımda kalanlardan birisi de alt komşumuz Nurten Teyze’nin erken vefatıydı. Böbrek yetmezliği sonucu. İki çocuk kaldı ardından. Eda ile Ercan. Acaba şu an neler yapıyorlar? Biz de o apartmandan taşınalı çok olmuştu. Nurten Teyze. Evlenmişlerdir. İşe güce karışıp. Sahrelerdeki o çocuk gülüşler gitmiştir. Nurten Teyze de bir kış günü Adana yollarında ömrünü hesap etmiş, etmiş, çocukları aklında.

Hatırlıyorum. Evimiz sobalıydı. Bir odada yanardı. Sabahları buz gibi. Yorgandan çıkmak istemezdik. Annem yakardı. Sabah varla yok arasında. Kahvaltıyı hazırlardı. Oda tüm gecenin sigara dumanını içine çekmiş. Nikotin dolu bir sabah kahvaltısı ile soğuk.

Hatırlıyorum. Arka balkonumuzun bir köşesi soğan, sarımsak, patates çuvallarına ayrılmıştı. Yılbaşında Nalan Altınörs, Ayşe Tunalı söylerdi. Mesut Amca, Türkan Teyze, Faik, Musa Abi bize gelirler. Yer, içer, güler, TRT izlerdik. Dolu dolu, file file patates alırdık. Çuval çuval soğan, sarımsak. Bulgur, simit, mercimek, nohut. Küp küp salça, zeytinyağı. Fakirdik. Bir işçi maaşıyla. Zar zor geçinen bir aileydik. Arabamız yoktu. Sobalı bir evimiz vardı. Ama file file patatesimiz olurdu.

Kaç yıl geçti aradan. Yaklaşık 30 yıl. 30 yılda file file patatesten tane tane patates aldığımız bir duruma evrildik. Üzülüyorum.

Çocukluğum dini sorumluluklarını düzenli olarak yerine getirmeye çalışan insanların arasında geçti. Gaziantep merkezdeki neredeyse tüm camilerde dua ettim. Hatırlıyorum da siyasetin inancı sömüremediği günlerde o insanlar tevazu sahibiydi, nezaketle davranırlardı, yüreklerindeki tanrı sevgisi yüzlerindeki samimi gülümsemelere yansırdı, kul hakkı en fazla dikkat ettikleri vicdan meselesi, yalanı en büyük günah sayarlardı.

Peki bu insanlara ne oldu? Gittiler mi? Yerine bu insanlar mı devşirildi? Bu din bu kadar ayağa düşmeli miydi? Üzülüyorum.


 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.